0
Anasayfa / EĞİTİM / İsmail Saymaz’dan Medya Dersi!

İsmail Saymaz’dan Medya Dersi!

Gazeteci-Yazar İsmail Saymaz, Edirne Belediyesi’nin bünyesinde kurulan Edirne Akademi’de ‘Medya’ dersi verdi. Gazetecilikten ve günümüz gazeteciliğinden bahseden Saymaz, sosyal medyanın gazeteciliği yeni baştan yenileyeceğini söyledi.

Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan ise, “Edirne Akademi’ye herkes, gelip fikirlerini, düşüncelerini özgürce söyleyebilecek. Çünkü biz bu ülkenin 80 milyonuyla özgürlükleri, demokrasiyi getirme derdindeyiz. Mücadelemiz bu. Hiç kimsenin ne sesi kısılacak, ne sözü susturulacak. Burası Edirne Akademi ve özgür bir akademi olarak yoluna devam edecek” dedi.

Bir süre önce Edirne Belediyesi’nin bünyesinde kurulan Edirne Akademi eğitim faaliyetlerine ‘Medya’ dersi ile devam etti. Eski Vali Konağı’nda bulunan Edirne Akademi’de gerçekleştirilen eğitimde Gazeteci-Yazar İsmail Saymaz ve İletişim Sosyoloğu Doç. Dr. Serdar Taşçı akademiye kayıt yaptıran katılımcılara ‘Medya’ konusunda bilgiler verdi. Eğitime, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan da katıldı.

‘Medya’ dersinde ilk olarak İletişim Sosyoloğu Doç. Dr. Serdar Taşçı söz alarak Edirne Akademi hakkında ve ‘Medya’ konusunda teorik bilgiler verdi. Taşçı, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın, Edirne Akademi ile adeta Edirne’ye ikinci bir üniversite kazandırdığını söyledi.

İletişim Fakültesi’nde okuduğunu ancak birinci sınıftan itibaren çalışmak zorunda da kaldığını ifade eden Gazeteci-Yazar İsmail Saymaz, “Gazeteciliği hep dışarıda öğrendim. Yani çalışırken öğrendim. Yüksek Lisansı, tez hariç yaptım. Akademik anlamda, iletişim teorisi anlamında da fena sayılmam. Ama gazeteciliği ben çalışırken öğrendim. Akademisyenlerle de çok iyi anlaştığım söylenemez. Gazeteci temelde; yaşadığı zaman diliminde, halkın geniş çıkarlarını ilgilendiren bir toplumsal gelişmeyi, en kısa sürede halkın kendisine duyurma görevini yerine getirir. Gazetecinin görevi budur. İlgilendiği konu, metinleştireceği konu halkın en geniş çıkarlarını ilgilendiren konudur. Gazeteciğin hareket noktası, temelde haber dediğimiz şey budur” ifadelerine yer verdi.

Saymaz, “Geleneksel gazetecilikte alışkın olduğumuz hadise şudur; bizde aslında sıra dışı kişilerin, sıradan hayatlarını haberleştirme türü bir eğilim vardır” diyerek gazete manşetlerinden örnekler verdi.

 “SIRADAN İNSANLARIN SIRADIŞI HİKAYELERİ YER BULMUYOR”

Saymaz, “Örneğin, bir çatıyı tamir eden 5 tane inşaat işçisinin aslında ikişer bindirilmeleri gereken sepete, 6 kişi birden bindirilmesiyle 10 metreden yere çakılması sonucunda 5’inin ölmesi 1’inin ağır yararlanması haberi bu ülkede, o sayfada yer bile bulamıyor. Bunun aslında ekonomi sayfasının temel gündemi olması gerekmiyor muydu? Bunlar, sıradan insanlar oldukları için aslında bu olağanüstü hikayeler yer bulamıyor. Sıradan insanların olağanüstü hikayelerine yer vererek, gazeteciliği yeni baştan inşa etmek gerekiyor” diye konuştu.

Taşeron işçilerin yıllardır, kadro mücadelesi verdiğini bunun için çeşitli eylemler yaptığını ifade eden Saymaz, “Yıllardır bunun mücadelesi yapıldığı halde, 1,5 milyon insan; Türkiye’de SGK’ya kayıtlı her 10 işçiden biri, Türkiye’deki sendikalı işçilerden yarım milyon fazlası, aileleriyle birlikte 20 milyon insan, taşeronlaşma belası ile yıllardır, mücadele edip kadro hakkı istedikleri halde, bu ülkede sadece 1 hafta öncesine kadar gazetelerde birinci sayfalara giremiyorlar. Şimdi girmelerinin tek bir sebebi var; Sayın Cumhurbaşkanı’nın taşeron işçilere kadro vermesini açıklaması” dedi.

“ASIL GAZETECİLİK, SIRADAN İNSANLARIN SIRA DIŞI HAYATLARI”

Gazetecilerin düşünce ve ifade özgürlüğünün temsilcileri olduğunu anlatan Saymaz, “Asıl gazetecilik, sıradan insanların sıra dışı hayatlarıdır. Gazeteci düşünce ve ifade özgürlüğünün temsilcisidir. Gazeteci herhangi bir partiye, herhangi bir derneğe mensup olmamalıdır. Bu, gazeteciyi sakatlar, daha baştan problemli hale getirir. Gazeteci hem mesleğini icra edip hem de siyaset yapamaz. Bu doğru değildir. Gazeteci düşünce özgürlüğü, demokrasi adına mücadele eder. Demokrasinin olmadığı, düşünce ve ifade hürriyetinin olmadığı bir toplumda gazetecinin iradesi ortadan kalkar, gazeteci mesleğini icra edemez. Demokrasi ve özgürlük onun işinin güvencesidir. Gazeteci yurttaşların daha demokratik ve özgür bir toplumda yaşaması için mücadele yürütür” ifadelerine yer verdi.

 “SOSYAL MEDYA MUHTEŞEM BİR MECRA”

Sosyal medyanın muhteşem bir mecra olduğunu anlatan Saymaz, “Sosyal medya, önümüzdeki bütün karanlık tabloyu yaracak yeni medyadır. Bir telefon, bir internet hesabıyla okuyucu, izleyici ve yorumcusunuz. Sosyal medya, medyayı yeni baştan şekillendirecek. Şu anda üniversiteye gidenler 1995-2000 doğumlular. Haberi gazeteden değil, sosyal medyadan okuyor. Hepsi cep telefonundan. Bu kuşak haberi kendisi Twitter’dan anneleri Facebook’tan okuyor. Onlar genelde, anne, baba ve vatandaş grubu. Twitter’dan haberi okuyorlar.   Eskisi gibi bir gazetenin hepsini almak zorunda değilsiniz. “Ben tercih ettiğim haberi ve okumak istediğim köşe yazarını okurum. Sen bana 2 tane yazar için bütün gazeteyi okutamazsın. Ben görmek istediğimi, duymak isteğimi alırım” diyen bir kuşak geliyor. Bu bildiğiniz anlamda basılı gazete düzeninde, yayıncılık düzeyinde değişiklikler olacak. Sosyal medyaya göre gazeteciler kendilerini yenileyecek. Bazı köşe yazarları artık Ekşi sözlük, Twitter ve Facebook diline uygun yazılar yazıyorlar. Spot, vurucu cümleler.  Bu, sosyal medyanın belirleyiciliği ve bundan kimse kaçamayacak. Bakarsınız ileri de meclisin sitesinden bile böyle paylaşımlar yapılabilir” dedi.

 GÜRKAN, EDİRNE UZLAŞMA KENTİ

Edirne Akademi’de bir konuşma yapan Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Edirne Belediye Meclis Salonu’nda yer alan 1902 yılında yapılmış yağlı boya tablodan bahsederek, “Biri dönemin belediye başkanı Dilaver Bey, nam-ı diğer Deli Dilaver ve 12 tane belediye meclis üyesi. Bunların 6’sı Müslüman, 1’i İtalyan, 1 Rum, 1 Bulgar, 1 Romen, 1 Musevi ve 1 Ermeni. Edirne’nin 1902 yılı panoraması, demokratik yapısı bu. Bugünkü Edirne’nin uzlaşma kültürünü, medeniyetler, kültürler bileşkesini , mozaikliğini en iyi anlatan tablo. Hoşgörü lafını hiç sevmem. Hoşgörülen var ve hoşgören var. Edirne bir hoşgörü kenti değil. Edirne uzlaşma kenti. Edirne birbirini anlayan, birbirine değer veren, birbirini seven insanların kenti” diye konuştu.

 “EDİRNE AKADEMİ, EDİRNE’YE ÇOK YAKIŞTI”

Edirne Akademi’nin Edirne’ye çok yakıştığını ve giderek daha da yakışacağını belirten Gürkan,“İsmail Saymaz’ın, onun gibi değerli yazarların, gazetecilerin, düşünenlerin hep bu akademide yeri olacak. Kapımız açık. Edirne’nin yapısını hepimiz biliyoruz. Ama kesinlikle burası herhangi bir görüşün propagandasının yapıldığı bir yer değil ve olmayacak. Herkes, gelip fikirlerini, düşüncelerini özgürce söyleyebilecek. Çünkü biz bu ülkenin 80 milyonuyla özgürlükleri, demokrasiyi getirme derdindeyiz. Mücadelemiz bu. Hiç kimsenin ne sesi kısılacak, ne sözü susturulacak. Burası Edirne Akademi ve özgür bir akademi olarak yoluna devam edecek”dedi.

Cevapla

Hakkında admin

2008'den beri Lüleburgaz'dan Haberiniz Var.