Anasayfa / EKONOMİ / Ekonomide önlem alınacak mı?
Ekonomide önlem

Ekonomide önlem alınacak mı?

Ekonomide önlem alınacak mı? Ekonomide önlem alınmazsa ne olacak? CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın döviz kurundaki yükselişle ilgili açıklamada bulundu. 

Ekonomide önlem alınacak mı? Ekonomide önlem alınmazsa ne olacak? Türkiye’nin gündeminde döviz kurundaki ani yükseliş var. Türk Lirası dolar karşısında bir gecede 10 kuruş değer kaybetti. TL’nin serbest düşüşe geçtiğini ve Türkiye ekonomisinde ani duruş riskinin giderek belirginleştiğini ifade eden CHP’li Öztrak, ekonomide alınması gereken acil tedbirleri şöyle sıraladı:

“Seçimler öncesinde OHAL’i kaldırmak için TBMM derhal toplantıya çağırılmalı; Merkez Bankası’nın elindeki araçları bağımsız olarak kullanacağı topluma yazılı olarak taahhüt edilmeli; Saray, kerameti kendinden menkul ekonomi danışmanlarının görevine hemen son vermeli.”

Bu tedbirlerin alınmaması halinde Türkiye’yi zorlu günlerin beklediğini ifade eden CHP’li Öztrak, “Bu tedbirlerin ardından vatandaşlarımız da 24 Haziran’da en temel tedbiri alacak, metal yorgunluğu nedeniyle ülkeyi yönetemez hale gelen mevcut iktidarı sandıkta tasfiye edecektir” dedi.

Cumhurbaşkanını halka seçtirerek başlayan tek adamlık hırsı, bunu izleyen seçim furyası, koalisyon ortağının askeri darbe girişimi ve ardından gelen OHAL sivil darbesi, mevcut Hükümetin bu gelişmelere ya seyirci kalması ya da vatandaşı borca batırmaya dayanan popülist politikalar izlemesi sonucunda piyasalarda güvenin kaybolduğunu, dolar kurunun ve faizlerin dizginlenemez hale geldiğini ifade eden CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak yaptığı yazılı açıklamada şunları belirtti:

BAHANE DEĞİL ÇÖZÜM LAZIM

Türk Lirası’nın değeri serbest düşüşe geçmiş, bir gecede dolar kuru 10 kuruş yükselmiş, 4,75 TL’nin üzerini görmüştür. Öncelikle, dolar kurunda gelinen bu nokta, hükümetin medyaya servis ettiği gibi ne yüksek borç geri ödemeleri nedeniyle yaşanan geçici bir durumdur ne de dış düşmanların ekonomiye saldırısıdır.

Bu, ülkeyi borca batıran aldığı parayı da betona yatıran AKP iktidarının izlediği yanlış politikaların sonucudur. Türkiye’nin brüt dış borcunun 450 milyar doların, şirketlerin net döviz borcunun 222 milyar doların üzerine çıktığı bir ortamda, bugüne kadar önlem almak yerine “Türkiye’ye tuzak kuranlar”, “dış mihraklar” sözleriyle durumu idare etmeye çalışan iktidar sahipleri, artık denizin bittiğini görmelidir. İktidar koltuğu bahane bulunacak yer değil, çözüm bulunacak yerdir.

ARJANTİN İLE AYNI KEFEDE DEĞERLENDİRİLİYORUZ

Doların dünyadaki diğer para birimleri karşısında değeri yükselmektedir ama Türkiye benzer ekonomiler arasında parası en çok değer kaybeden iki ülkeden biridir. Yılbaşından bu yana ekonomileri Türkiye’ye benzeyen ülkelerin para birimleri arasında Türk Lirası, yüzde 26’yı aşan değer kaybıyla, Arjantin’le birlikte parası en çok değer kaybeden iki ülkeden biri olmuştur.

İktidar partisinin ortağının TBMM’deki grup toplantısında erken seçim çağrısı yaptığı günden bu yana bakıldığında ise TL’deki değer kaybı yüzde 18’i aşmaktadır. Ekonomimizdeki kırılganlıklar her gün başkan bir kredi derecelendirme kuruluşunun raporunda anlatılmakta, Türkiye ekonomisi IMF kapısını çalan Arjantin ekonomisiyle terazinin aynı kefesinde değerlendirilmektedir.

TL SERBEST DÜŞÜŞTE, DERHAL ÖNLEM ALINMALI

Bugün itibariyle Türk Lirası’nın değeri serbest düşüştedir. Ülkemizin borcunu çevirmekte zorlanmaktadır. İki yıllık tahvile yüzde 17’lik tefeci faizi vermemize rağmen sermaye Türkiye’den kaçmaktadır. Ekonomide ani duruş riski giderek artmaktadır. Görünüm böyleyken bunun üzerinden siyaset üretmenin zamanı değildir.

Ekonomimizin içinde bulunduğu durum “ah ederek”, “ahdederek” ya da toplantı üstüne toplantı yaparak üstesinden gelinebilecek noktayı aşmıştır. Zamanında alınması gerektiği halde siyasi saiklerle alınmayan önlemlerin bugün çok daha ağırının alınmak zorunda kalınacağı anlaşılmaktadır. Türkiye’de borç yükü altında ezilen şirketlerin bilançoları ve vatandaşların mutfakları yanıp kül olmadan acilen tedbir alınması gerekmektedir.

OHAL’İ KALDIRMAK İÇİN TBMM DERHAL TOPLANMALI

Bu çerçevede;

Öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçimlerden önce Olağanüstü Hal’in kaldırılması için acilen toplantıya çağırılmalıdır. İkinci adım olarak, ekonomi yönetiminin üzerindeki Saray vesayeti kaldırılmalı, Merkez Bankası’nın elindeki araçları kullanmakta bağımsız olacağı topluma yazılı olarak taahhüt edilmelidir.

Yine kendinden menkul teorileriyle ekonomide risk unsuru haline gelen Saray danışmanlarıyla yollar derhal ayrılmalıdır. Bu tedbirlerin vakit kaybetmeden alınması gerekmektedir. Aksi halde vatandaşın borçla aldığı evinin tapusunu, arabasının ruhsatını bankalara kaptırma riski vardır.

TEMEL TEDBİRİ VATANDAŞ 24 HAZİRAN’DA ALACAK

Tabii bir ihtimalde bu belirsizliğin iktidar tarafından bilerek yaratılmak istendiğidir. İktidar bir seçim stratejisi olarak, 2015 Kasım seçimlerinde kullandığı asayiş ve güvenlik gerekçesi yerine, bu seçimlerde ekonomik istikrarı kullanmak istiyor olabilir.

Ekonomide dalgalanmayı artırarak “istikrar için bildiğinize oy verin” deyip istikrarı vatandaşın demokrasi talebinin önüne geçirmek isteyebilir. Ya da artık gideceğini anladığından kendisinden sonra geleceklerin kucağına tam bir enkaz devretme peşinde olabilir. Ancak milletin cebinde yangın çıkaran bu stratejiler çok tehlikelidir ve vatandaşa faturasının da uygulayanlara vebalinin de çok ağır olacağı unutulmamalıdır.

Gerçek tedbir vatandaşlarımızın 24 Haziran’da üstüne düşeni yaparak ülkeyi yönetemez hale gelen bu kadrolara sandıkta artık tamam evinize gidin demesi olacaktır. Her zaman umut vardır, Türkiye’nin umudu 24 Haziran’da yeniden yeşerecektir.

Cevapla

Hakkında admin

2008'den beri Lüleburgaz'dan Haberiniz Var.